Istanbullover

Meğer yazmaya pek meraklıymış bizim millet blog işine girince anladım.. Bir çok blogu şöyle bir taradıktan sonra ‘hıh bu ne ya’ diyerek acilen terk ettim.. Sen de benim gibi şöyle bir bakıp gidebilirsin ama ben baştan uyarayım bir kez okudun mu aklın kalır... İster gıcık ol bok at, ister sev... Merakın düşmez yakandan, gene gelir kendini burada bulursun..

Colors of İstanbul

Colors of İstanbul Featured Work

Takip et!

RSS Feed Twitter Facebook

E-bulten

ÇİÇEK SANA BAKIYOR MU?

Mayıs 30th, 2010 admin yorum yok »

İlk defa alıntı yapıyorum. Çünkü şu ara hissettiklerimi ben, bu kadar iyi anlatamazdım herhalde. İşte okurken gözlerimin yaşarmasına sebep olan o yazı…

ÇİÇEK SANA BAKIYOR MU?

ÇİÇEKLER ne zamandır bana bakmıyor. Oldu şöyle böyle yedi-sekiz gün. Durumun ehemmiyeti düşünülünce epey zaman sayılır. Ben bakıyorum, gururu da bıraktım bir  kenara. Ama başlarını bile çevirmeyince onlar… Büsbütün bir korku sardı beni. Artık çiçeklerin yanından  ıslık çalarak geçiyorum. Belli ki bir şey ölmüş aramızda. Ekşi, rahmetsiz.

Sonradan düşündüm, ne zamandır kuşlar da yok ortalıkta. Kimsenin uğradığı yok cama. İki çerçöp bile konacak yerim kalmamış, gerisini varın siz  düşünün artık. Yoksa ben artık yok muyum?

Fark etmez gibi geliyor artık, ne olsa fark etmez. O kadar yokum yani, enteresan. Taksiciler bile bulamıyor beni dikiz aynasından. Hacmen de ufalır mı insan kuşlar ayağını kesince?

Fıtratında yazılı olandan daha çok tamah edersen dünyaya… Sonu işte böyle… Düğmeciler ve zücaciyeciler bile kaba saba, olacak şey değil. Para-fizik bir
tatsızlık.

Havalar iyi değil, ben söyleyeyim de. Herkes bildiğini yaşıyor. Azat-buzat, koptuk gittik ahbaplık ettiğim şarkılarla. “Olur ya…”

Eşkıyalarım mağaralarda mı artık her neredelerse ses seda yok. Onlarla da küstük gittik. Olacağı buydu. Ayaklanacak durumumuz yok, kestik yani selamı sabahı. Bir şeyler oluyor hep dışarıda da, bir telaş, fakat  içeride… Tık yok, güneş bile bıçaklamıyor gözümü binaların arasından geçerken hızla arabayla.

Çocukların da gözünden düştüm, farkındayım. Saçlarını tararken görmüyorum oğlan çocuklarını plastik taraklarla ve boylarından büyük bir hülyayla. Ne anladım ben bu hayattan?

Kendi kendine konuşan insanlar, kaybettikleri sevgilileriyle konuşurlar aslında. İnsan her şeyi anlatmak ister ya sevgilisine. Gidince ne yapacaksın?  Anlatırsın öyle işte sokaklarda, havalara. Kayıp sevgililer ne dinlerler peki o zaman? Taksiciler nedense  polismiş gibi konuşuyorlar telsizlerde, onları dinliyorlar belki. Ben nereden bileyim. Her yaz kötü şarkılar yapıyorlar, belki de onları. Bilemem her şeyi.

Biri birine âşık olsa keşke bugünlerde. Bir adam bir kadına bir söz verse. Kaçsalar. Tepetaklak olsa bir şeyler. İtalya’ya gitseler mesela. Sonra haberlerini alsak. İşler beklenmedik bir şekilde yolunda olsa… Hep birlikte yeniden, tüm kalbimizle inansak hayata. Olacak şey değil ya, neyse. Bir yük gemisinin tam  ucunda bir kadın, siyah bir gocuğa sarınmış, güneş doğarken filtresiz sigara içse. Gemisini kurtaramayan kaptanlar, hep  toplansak bir adada.

Bugün günlerden ne? Cumartesi mi? Tabii canım, cumartesi olmalı. Ben en fazla pazartesiye kadar beklerim işlerin yoluna girmesini. Daha olmadı, başka  çaresine bakacağım. Bu böyle gitmez. Hiç olmadı açık açık konuşacağım bu konuyu. Çiçeklerden başlarım diye tahmin ediyorum. Eğer görürseniz bir çiçekçinin camekânı önünde durmuş elleri havada konuşan bir kadın, bilin  ki o benim. Aldanmayın, bana hiç benzemez fotoğraflarım. Üç aşağı beş yukarı hep aynı gülümsemeyi kullanırım. Sağlam bir tane buldun mu bırakmayacaksın.

Yarım saatte geldi yine yaz. Bunca güneş, bunca şaka… Yine de bir iş var bu çiçeklerde. Ne diyorsunuz? Size bakıyorlar mı? Bakıyorlarsa da acaba iyi gözle mi? Tabii. Bir de o var, bilirsiniz.

ECE TEMELKURAN

Kategori: Tamamen Kişisel



yorum yaz