SEN HİÇ AŞIK OLMAMIŞSIN, ANLADIM BEN
Temmuz 20th, 2010 admin 5 yorum »Geçenlerde ‘arkadaşımı görünce mi aklına geldim’ dedin bana. Ben gülmeye başladım. Komikti gerçekten hiç aklımdan çıkmayan birinin bunun farkında olmaması. Beyin gücüne inanmıştım oysa ben. Hem ben bi’ an unutsam İstanbul hatırlatıyor seni merak etme. Ya parfümünü kullanan adamlar geçiyor yanımdan ya da adın yazıyor olur olmadık yerlerde, koca koca puntolarla. Zaten ayfonum da düşman bana, sıradaki şarkı hep senin şarkın oluyor. Keşke aynı şarkıları sevmeseydik, sevmeseydik de acımız büyük gözlüklerimin ardında gizli gizli dökmeseydim gözyaşlarımı.
Biliyorum konuştuk bunları diyeceksin bana, her zamanki olgun ve kendinden emin tavrınla. İşin kötüsü seni suçlayacak bi’şeyim de yok. Çok iyi oynuyorsun, blöflerimi yemiyorsun, kozlarını tam vaktinde kullanıyorsun. Hoş blöf falan da yapmıyorum aslında, yani o an blöf yaptığımın farkında değilim, elimde flush royalim olsa bile pokerde asla kazanan olamam, biliyorum. Neyse, zaten kızamam ben sana, kızsam da en fazla bir bilemedin iki gün sürer. Sonra ben, yine seni özlerim. Ha unutmadan, ‘niye geldin’ diye sordun ya bana, yüzüne bakıp da diyemedim, şimdi söylüyorum, ‘özledim, çok özledim’. Artık kendim de şaşırıyorum bu hallerime, ‘delirdin sen iyice kızım’ diyorum, kendimden şüphe ediyorum, yok diyorum bu kadar seviyor olamam, sonra o bi’ türlü adını koyamadığım samimiyet geliyor aklıma hani ailedenmişsin gibi, göğsünde kıvrılmaya merakım bundan işte…
Falcılar da kesti ümidi benden. Eskiden olsa evleneceksin, çoluk çocuk sahibi olacaksın derlerdi, şimdi sen âşıksın uzun süre böyle kalacaksın diyorlar, e soruyorum yok mu başka biri, evlilik falan, ağız burun ekşiterekten var gibi ama vakti var diyorlar. Ne vakitmiş ama..
Sırf seni başka kızlarla görmeyeyim diye gece hayatından da çektim elimi eteğimi. Bi’ ara İstanbul’un bütün kızlarıyla arkadaş olmayı bile gözüme kestirdim, hiç biri sana yanaşamasın diye. Zaten mümkün olsa kendi bölgelerini işaretleyen kedi, köpek gibi her noktana bırakacağım damgamı.
Eşe dosta da senden bahsedemez oldum. Sıkılmasınlar diye sen’li cümlelerimi geliştirdim. En alakasız konuları sana bağlamakta ustalaştım. Artık onu da yemiyorlar. Ben de annelerine anlatıyorum, taksi şoförlerine bi’ de tivitırdaki yabancılara. Geçenlerde annelerden birine dedim ‘teyze bu çocuk sanki benim için yaratılmış, çok seviyorum’, teyzem marjinal çıktı, bana ‘evlenme teklif et’ dedi. Düşündüm aslında aklıma gelmedi de değil, bu iş böyle devam ederse onu da yapacağım, ne de olsa bu ilişkinin erkek tarafı sayılırım, bu da bana düşer. Yani diyeceğim o ki bi’gün kapında Teoman’la beni bulursan şaşırma. Onun ağzından ben bağıracağım sana ‘ne ekmek ne de su’ diye, elimde alyansla..
Sen hiç âşık olmamışsın, anladım ben. Olmuş olsan anlardın halimden, inanırdın her söylediğime. Herkes anladı bak, bi’ sen anlamadın. Yok, merak etme henüz İbo’nun erdem katına ulaşamadım ‘mutlu ol’ yeter diyemem ama sana bi’şey olmasın diye her gece dua ederim ben.
Kategori: Tamamen Kişisel
Meğer yazmaya pek meraklıymış bizim millet blog işine girince anladım.. Bir çok blogu şöyle bir taradıktan sonra ‘hıh bu ne ya’ diyerek acilen terk ettim.. Sen de benim gibi şöyle bir bakıp gidebilirsin ama ben baştan uyarayım bir kez okudun mu aklın kalır... İster gıcık ol bok at, ister sev... Merakın düşmez yakandan, gene gelir kendini burada bulursun..



Vay vay!!! Hakikaten ne olmussun kuzum sen? Bu ne ask? Kim bu adam fena merak ettim ben.
ÇOK tanıdık bir hikaye okudum, hüzün geldi buldu. Hata sizde değil, inanmadığından değil anlamaması. Sadece hayata ruh vampirliği yaparak bağlanabildiğinden…
yok yanlış düşünüyorsunuz, sandığınız gibi biri değil.
Canm benm ne güzel anlatmışsın durumumu..
Artık kimselere ondan bahsedememeyi, ama yine de gunden güne gelişen her konuyu ona bağlamak için akla gelen umulmadık short-cut konu değiştirme becerilerini..
Sonraa, elin her zaman onunkinden güzel olsa bile, ya masayı bırakıp giderse korkusundan hiç bi zaman rest çekemeyip hep pas demeyi.. O üzülmesin daralmasin, bi el daha oyunda kalsın diye, o eli de kaybetmeyi.. O kazanıp keyiflendikçe de, mutlu olmayı gıcık olmak yerine..
Onu dusunmekten insanın, kendini farkedemeyisini.. biri hakkında kötü bisey diyecek olsa “yok sandığınız gibi biri değildir” deme reflexini..
Ne güzel anlatmışsın.. Ellerine sagğlık..
“Sonraa, elin her zaman onunkinden güzel olsa bile, ya masayı bırakıp giderse korkusundan hiç bi zaman rest çekemeyip hep pas demeyi.. O üzülmesin daralmasin, bi el daha oyunda kalsın diye, o eli de kaybetmeyi.. O kazanıp keyiflendikçe de, mutlu olmayı gıcık olmak yerine..”
-aşk böle bişey mi ki…..
üstteki yorumun kestiğim bölümüne bayıldım yalnız çok ii ifade edilmiş.
devamı genelde şöyle olur; sürekli pas dendiğinden artık partner sıkılır ve onu zorlıcak birilerinin arayışına girer :)